Prof. Dr. Ahmet KOÇ Kişisel Sitesi

Dünden Yarına

Dün bir ders, yarın bir bilinmez, bugün bir imtihandır. Bugün bir şey yapmayanların dün yapamadıkları şeyler için hayıflanması ve yarın yapacakları şeylerin hayaliyle avunması beyhûdedir. Kişinin değerlendirmekle sorumlu olduğu zaman dilimi yaşadığı andır. “Geçen dem fevt olup gitmiştir istikbalse gâibdir / Kişi ancak zaman-ı bî sebât-ı hâle sahiptir” denilmiştir. Yarın açacak çiçeklerin tohumu elbette bugün ekilmelidir.

Biz hep öncekilerin yetiştirdiği gülizarlarda dolaştık ama hayret ve hayranlık duymadık... Yanık bülbülden nağmeler işittik ama dinlemedik... Kanaryaları süzgün süzgün seyrettik ama onların aşkını anlayamadık galiba... Duyu organlarımızla kalbimiz arasında bir idrak bağı kuramadık. Ruhumuzun şifrelerini çözmeye uğraşmadık. Yaratanla yapılan Mîsâk’ı hatırlayamadık. Gül Devri’nden günümüze akan sonsuzluk pınarının, daha sonraki kuşaklara aktarılmak üzere bırakılmış mukaddes bir emanet olduğunu unutuverdik. Maverada bestelenmiş şarkıyı, kendi öz malımız sanıp, liyakate bakmadan bed seslerle okumaya kalktık. Yeni renklerle, değişik çeşit ve tonlarla bu mirası zenginleştirmek gerekirken mevcudu bile koruyamadık. Bağbozumunda eksiksiz hazırken, ekim zamanında kaybolduk. Sorumsuz ve insafsız bir mirasyedi olduk. Gülistanın tarumar edilişine seyirci kaldık, hatta başkalarından daha fazla onu biz tarumar ettik. Dostun gülünün düşmanın taşından ağır olduğunu hesab edemedik, mehabetli bir çınarı can evinden vurduk, yüreğindeki kanı dondurduk.

Nice aşklara ve sevdalara tanıklık etmiş, bunları nesilden nesile coşkuyla terennüm etmiş ulu çınarları can kulağıyla dinleyen yâr olmak gerekirken, dilini bile anlamayan ağyâr olduk. Fıtratında devrilmek yoktur çınarların. Ayakta ölür onlar. Kahramanca ölmekten daha zor olanın kahramanca yaşamak olduğunu en iyi çınarlar bilir. Sükût yemini etti çınarlar, kahrından. Sükût bazen asil ve onurlu bir direniştir, iç hesaplaşmasıdır ve oksitlenmiş tıkanıklıkları kendi yankısıyla açan sessiz çığlıktır.

Akıllı insan önce kendi varlığını sorgulamalı, varoluş sırrını çözmeye çalışmalı, kimliğini doğru tayin etmelidir. İnsanın kendisiyle barışık olması bunlara verilecek anlamlı cevaplarla mümkündür. Kendisiyle barışık olmayanların başkalarını harekete geçirmesi beklenemez. Bundan sonra yapılacak olan başkalarının dilini anlamak ve herkesle anlayacağı dille konuşmaktır. Tarihin derinliklerinde mahfuz kollektif yeteneklerini ve zaaflarını ve genlerinde bunların izlerini taşıyan bireysel niteliklerini bilmeyen insanın katedeceği bir mesafe, bunlara uygun idealler geliştiremeyenin varacağı bir menzil yoktur.

Yolların ayrılış noktasında Menzil-i Maksud’a gideni; “Seni seviyorum. Çünkü sana ihtiyacım var” olan değil “Sana ihtiyacım var. Çünkü seni seviyorum” olanıdır.

Ahmet Koç

 

 

 
7/2015
P S C P C C P
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031
 
 
028307
Duyurular